PRK No-Touch
Glokom; Görmenizin Sinsi Düşmanı
Editör: Merhaba Dr. Hakan Türker. Bugün sizinle göz sağlığının en önemli tehditlerinden biri olan glokom üzerine bir söyleşi yapma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Glokom, genetik yatkınlığım nedeniyle benim de korkulu rüyam oldu diyebilirim. Öncelikle vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
Dr. Hakan Türker: Ben de bu önemli konuda farkındalık yaratmak için bir araya geldiğimiz için mutluyum. Glokom, "görmenin sinsi düşmanı" olarak bilinir. Sinsi diyorum çünkü genellikle erken dönemde belirti vermeyen, ancak ilerlediğinde kalıcı körlüğe neden olabilecek bir rahatsızlık. Kaygınızı anlayışla karşılıyorum ve size ve okuyucularımıza bu konuda detaylı bilgiler vermek isterim.
Editör: Glokomun sessizce ilerlediğini biliyoruz, ancak bunu biraz daha açabilir misiniz? Glokom tam olarak nedir ve kimleri etkiler?
Dr. Hakan Türker: Tabii ki. Glokom, göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinde hasara yol açan bir hastalıktır. Göz içi basıncı, göz içinde bulunan sıvının dengesi bozulduğunda artar. Bu sıvı, çok basit bir ifadeyle gözümüzün "yağlama sistemi" gibi çalışır. Ancak, tıkanıklıklar veya aşırı üretim nedeniyle bu sistem bozulursa, sinirler zarar görebilir. Glokom genetik yatkınlıkla ilişkili olduğu için aile öyküsü olan bireylerde risk daha yüksektir.
Editör: Glokomun türleri nelerdir? Her biri ayrıca ele alınması gereken farklı bir yapıya mı sahiptir?
Dr. Hakan Türker: Evet, glokomun farklı türleri vardır ve her biri farklı tedavi yöntemleri gerektirebilir. Açık açılı glokom, en yaygın görülen türüdür ve genellikle belirti göstermeden yıllarca ilerleyebilir. Kapalı açılı glokom ise daha ani ve ağrılı bir şekilde ortaya çıkabilir. Özellikle bu türde, acil tıbbi müdahale gereklidir. Doğuştan glokom, yenidoğanlarda ve çocuklarda görülürken, sekonder glokom başka bir hastalığın sonucu olarak gelişir.
Editör: Peki ya tedavi yöntemleri? Glokom tedavisinde hangi seçenekler mevcut?
Dr. Hakan Türker: Glokom tedavisinde amacımız, göz içi basıncını kontrol altına almak ve görme sinirinin daha fazla zarar görmesini engellemektir. HFDS Tedavisi (High Frequency Deep Sclerotomy) gibi yenilikçi yöntemler, daha az invaziv bir çözüm sunar. Bu yöntemde, göz içindeki fazla sıvının dışarı atılması için mikrocerrahi teknikler kullanılır. Lazer tedavileri de, özellikle açık açılı glokomda basıncı düşürmekte etkili olabilir. Günümüzde lazer trabekuloplasti gibi yöntemler, hastaların çoğunda olumlu sonuçlar vermektedir. Gerekirse cerrahi seçenekler de düşünülür; örneğin, trabekülektomi veya göz içi drenaj implantları bu konuda sık kullanılır. Tedavi, hastalığın türüne ve ilerleme düzeyine göre özelleştirilir. Ayrıca ilaç tedavileri, göz damlaları yoluyla göz içi basıncını azaltmada yaygın olarak kullanılır.
Editör: Genetik yatkınlığı olan bireyler için özel önerileriniz var mı?
Dr. Hakan Türker: Kesinlikle. Aile öyküsü olan bireyler, düzenli göz muayenelerini ihmal etmemelidir. Çünkü glokom erken tespit edilirse kontrol altına alınabilir. Ayrıca, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, stresten uzak durmak ve tütün kullanmamak bu riski azaltabilir.
Editör: Bu harika bilgiler için teşekkür ederim Dr. Türker. Sanıyorum artık daha bilinçliyim ve kaygılarım biraz daha azaldı.
Dr. Hakan Türker: Ben de size ve okuyuculara yardımcı olabildiysem mutlu olurum. Göz sağlığınız için her zaman bir uzmana düzenli olarak görümekten çekinmeyin. Hepinize sağlıklı günler diliyorum.
Editör: Teşekkür ederim. Glokom gibi sinsi bir düşmanın etkileri ve çözüm yolları hakkında aydınlatıcı bir sohbet oldu. Tekrar görüşmek dileğiyle!
